Kalem Güzeli

Türk-İslam Sanatları

Arşiv Şubat, 2008


Hattat Sami Efendi

İstanbul’da doğan Hattat Sami Efendi, yorgancılar kethüdası Hacı Mahmud Efendi’nin oğludur. Bundan dolayı ilk yazılarında “Yoganizade” imzasını kullanmıştır. Sıbyan Mektebi’nde okurken Boşnak Osman Efendi’den aklam-ı siteyi meşk etti. Kabiliyeti ve eski üstadların eserlerini tetkiki sayesinde günden güne yazısını geliştirdi. Mümtaz Efendi (ö.1288/1871)’den Bab-ı Ali Rik’ası öğrendi. Bilhassa celi sülüs ve celi ta’likte rakipsiz bir sanatkardır. Hattat Sami Efendi. XX. yüzyılda yetişen hattatların celi sülüs, celi ta’lik, celi divani ve divani hocası olan Hattat Sami Efendi, divani yazılarını ve tuğra çekmeyi küçüklüğünde memur olarak girdiği Divan-ı Hümayun’da Nasıh Efendi’den öğrendi. Mustafa Rakım’ın öğrencilerinden Recai Efendi (ö. 1291/1874)’den celi sülüs; Kıbrısizade İsmail Hakkı Efendi (ö. 1278-1279/1862)’den nesta’lik; Ali Haydar Bey (ö. 1287/1870)’den celi Nesta’lik dersleri alarak kendini yetiştirdi.

Yazının Devamı »

Hicaz Yolunda ‘Terkib’ Bulmak

Bilgilerimizin sıhhatini, “bilinen” varlık, kavram yahut vakıanın kendisi kadar, “bilen”in parametreleri de belirliyor. Nesneleri gözlük camınızın renginde algılamanız, o nesnelerin gerçek rengi hakkında doğru bir bilgiye sahip olduğunuz anlamına gelmez. Bilhassa “tarih”i anlama ve yorumlama konusunda modernizmin getirip kucağımıza bıraktığı ciddi bir problemdir bu. Nitekim Osmanlı’nın durakladığına veya gerilediğine dair bilgiler, ilerlemeci bir bakış açısının subjektif yargılarıdır. Aynı şekilde, Osmanlı’nın emperyal niteliğinin anlaşılması ile mesela teokratik bir devlet olup olmadığı tartışmaları, Osmanlı’dan ziyade, nas gibi kabul edilen modern şablonlarla alakalı açmazlardır. Oysa bizim kültürümüzde, “anlamak” hem zihnî bir işlemi hem kalbî bir hassasiyeti ifade eder. Bu hassasiyet, bilgi nesnesine “suje”nin ölçüleriyle değil, “obje”nin kendi zaman, zemin ve şartlarındaki ölçülerle bakabilme inceliğidir. İnceliktir, çünkü kabullenmeseniz bile bir saygıyı, bir çeşit empatiyi icap ettirmektedir.

Yazının Devamı »

Hüseyin Kutlu: Hat sanatı kalemi şevk edebilmektir

“Osmanlı’da hat sanatı zirveye ulaşmıştır. Ancak o gün yaşayan insanı sokağa çıktığında o kadar güzellik karşılardı ki, sokakta insanın yürüyüşü bile bir zarafet örneğiydi. Sıradan bir evin cumbasının dahi bir estetiği vardı. Bu da insanlarda sanat duygusunu uyandırıyordu. Dolayısıyla o toplumda yaşayan insanın hazır bir altyapısı oluşuyordu haliyle. Ama şu an her şey estetikten uzak kirli bir görünüme sahip. Bu durumun sanatın gelişmesine etkisi sadece hat sanatı değil diğer sanatlar için de geçerlidir.” – Hüseyin Kutlu –

Yazının Devamı »

Page 3 of 83
1 2 3 4 5 83

« Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa »