<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Kalem Güzeli</title>
	<atom:link href="http://www.kalemguzeli.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kalemguzeli.net</link>
	<description>Türk-İslam Sanatları</description>
	<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 20:11:18 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Süheyl Ünver Nakışhanesi artık yok</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/suheyl-unver-nakishanesi-artik-yok.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/suheyl-unver-nakishanesi-artik-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 20:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Hamdi Tanpınar]]></category>

		<category><![CDATA[Atik Valde]]></category>

		<category><![CDATA[Gülbün Mesara]]></category>

		<category><![CDATA[Hekimoğlu Ali Paşa Medresesi]]></category>

		<category><![CDATA[hüseyin kutlu]]></category>

		<category><![CDATA[Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver]]></category>

		<category><![CDATA[Semih İrteş]]></category>

		<category><![CDATA[süheyl ünver]]></category>

		<category><![CDATA[Süheyl Ünver Nakışhanesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=711</guid>
		<description><![CDATA[Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde 1955 yılına kadar hocalık yapan Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, klasik Türk sanatlarını yeniden diriltmek amacıyla 1957&#8242;de Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüsü&#8217;nde bir atölye kurar. Tezhip, minyatür sanatlarımızın uygulandığı bu atölye bir anlamda Osmanlı nakışhane geleneğini andırır.
Ünver, hat, minyatür, tezhip gibi o dönemlerde gözden düşmüş sanatların hamisi olur. Ahmet Hamdi Tanpınar ölmeden birkaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-712 alignleft" style="border: 2px solid black; margin: 6px 8px;" title="suheyl_unver_" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/06/suheyl_unver_.jpg" alt="suheyl unver  Süheyl Ünver Nakışhanesi artık yok" width="200" height="301" />Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde 1955 yılına kadar hocalık yapan Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver, klasik Türk sanatlarını yeniden diriltmek amacıyla 1957&#8242;de Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüsü&#8217;nde bir atölye kurar. Tezhip, minyatür sanatlarımızın uygulandığı bu atölye bir anlamda Osmanlı nakışhane geleneğini andırır.</p>
<p>Ünver, hat, minyatür, tezhip gibi o dönemlerde gözden düşmüş sanatların hamisi olur. Ahmet Hamdi Tanpınar ölmeden birkaç gün önce karşılaştığı Ünver&#8217;e gönül rahatlığıyla &#8220;Süheyl, İstanbul sana emanet!&#8221; diye seslenir. Bir kültürün üstündeki perdeyi aralayan bu çalışmalar Ünver&#8217;in vefat tarihi olan 1986&#8242;nın sonuna kadar sürer. Ünver, ölümünden önce nakışhaneyi kızı Gülbün Mesara&#8217;ya emanet eder. Kızı, 1988&#8242;de devraldığı bu mirası titizlikle koruyarak bugünlere kadar getirir.</p>
<p>Gülbün Mesara babasının bir ekol haline gelen sanat çizgisinden asla sapmaz, ondan devraldığı arşivi ve defterleri gözü gibi korur. 1990&#8242;dan sonra Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüsü Anabilim Dalı Nakışhanesi ismine Süheyl Ünver eklenir ve nakışhanenin çalışmaları, Mesara&#8217;nın başkanlığında sürer. Günümüz klasik sanatlarının pek çok ustası nakışhanede yetişir. <span id="more-711"></span>Buraya kadar her şey çok güzel gitmekteydi. Lakin Gülbün Mesara babasının kurduğu Cerrahpaşa Tıp Tarihi Enstitüsü Anabilim Dalı Nakışhanesi&#8217;nden &#8216;Süheyl Ünver&#8217; adını da yanına alarak sessiz sedasız ayrıldı. Çalışmalarını yaklaşık 20 yıldır aynı mekanda sürdüren Mesara, artık talebelerine evinde ders veriyor. Cerrahpaşa&#8217;daki nakışhane ise Süheyl Ünver&#8217;in ismi ve kızı olmadan yola devam ediyor.</p>
<p>Gülbün Mesara, Necatigil gibi &#8220;Biz işimize bakalım&#8221; diyerek aynı heyecanla &#8216;işine&#8217; bakıyor. Ünver son dönemlerinde &#8220;İnsanlardan uzak, tabiata yakın&#8221; olmayı salık veriyordu. Kızı da şu sıralar Mardin&#8217;e sığınmış; bu şehri, talebeleriyle birlikte minyatürlüyor ve tezhipliyor. Mardin Valiliği&#8217;nden gelen teklif, 2010&#8242;da bir sergi olacak.</p>
<p>Gülbün Mesara&#8217;nın Cerrahpaşa Süheyl Ünver Nakışhanesi&#8217;nden ayrılacağını kimse düşünmüyordu. Ancak geçtiğimiz yaz burada yaşanan &#8216;çok başlılık&#8217;, &#8216;gruplaşmalar&#8217; ve bunların getirdiği huzursuzluklar bardağı taşıran son damla olmuş. Süheyl Ünver geleneğini yarım bırakmayı düşünmediğini söyleyen Mesara, &#8220;Aslında nakışhaneyi evime taşımak istemiyordum. Cerrahpaşa&#8217;dan sonra gideceğim tek yer babamın vasiyeti gereği yapılan Süleymaniye Kütüphanesi&#8217;ndeki odaydı. Burada babamın koleksiyonu var. Ama yetkililer illa Süleymaniye&#8217;ye gitmek istiyorsam, bunun randevuyla olabileceğini söylediler. Bu da benim için kabul edilebilir bir şey değil. Tek başıma gidebiliyorum; ama talebelerimle gitmeme izin yok. Kısacası bana &#8216;gelemezsin&#8217; demiyorlar; ama önüme kimi setler koyuyorlar.&#8221; diye konuşuyor.</p>
<p>Bu tür rahatsızlıkların babasının döneminde de olduğunu söyleyen Gülbün Mesara, yaşananları normal karşılıyor. O aslında bunların olmasını hiç istememiş, &#8220;Bu işlerin hepsini fahri olarak, hiçbir ücret beklemeden yapıyordum. Bizim aldığımız terbiye bu.&#8221; diyor. Bu fikrinden sonra Mesara&#8217;ya; Semih İrteş Atik Valde&#8217;de, Hüseyin Kutlu da Hekimoğlu Ali Paşa Medresesi&#8217;nde ders vermesi için teklifte bulunmuş. Mesara halen bu teklifler üzerine düşünüyor, fakat çalışmalarını bir müddet evinde sürdürmeyi tercih ediyor.</p>
<p><strong>&#8216;Süleymaniye&#8217;deki arşivin envanteri 20 yıldır çıkarılmadı&#8217;</strong></p>
<p>&#8220;Babam &#8216;Milletten aldığımı yine millete&#8230;&#8217; derdi. Bu yüzden onun arşivini nereye vereceğim konusunda bir karar veremedim. Süleymaniye Kütüphanesi söz konusu olamaz. Onun adına bir oda yaptık. Yaklaşık 20 yıl oldu, kütüphaneye bağışladığı eserlerin envanteri hâlâ çıkarılmamış. Hüseyin Kutlu &#8216;Defterlerin hepsini elektronik ortama aktaralım.&#8217; dedi, ama envanter çıkmadı diye buna da izin vermediler. Elimde ne varsa şuan Semih İrteş ve ekibi tarafından elektronik ortama aktarılıyor.&#8221;</p>
<p><em><strong>Yazar</strong>: <a href="http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=4D55534120C4B0C49E52454B" target="_blank">Musa İğrek</a><br />
<strong>Kaynak</strong>: Zaman</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/suheyl-unver-nakishanesi-artik-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İSMEK 12. Genel Sergisi</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/ismek-12-genel-sergisi.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/ismek-12-genel-sergisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 09:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Feshane]]></category>

		<category><![CDATA[Feshane Kongre Merkezi]]></category>

		<category><![CDATA[ismek]]></category>

		<category><![CDATA[ismek sergileri]]></category>

		<category><![CDATA[ismek sergisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=707</guid>
		<description><![CDATA[
“Dünyanın en büyük el sanatları sergisi” olarak kayıtlara geçen ve artık geleneksel hale gelen Feshane’deki İSMEK Genel Sergileri’nde geçtiğimiz yıl 200 bin İSMEK kursiyerinin binlerce eseri sergilenmiş, yüz binlerce ziyaretçi bu sergiyi görme fırsatı yakalamıştı. 2008 - 2009 eğitim döneminde 6 -14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 12. Genel Sergi’de de 230 bin kursiyerin binlerce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kalemguzeli.net/ismek-12-genel-sergisi.html" target="_self"><img class="aligncenter size-full wp-image-708" title="Ismek Sergi" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/06/ismeksergi12.gif" alt="ismeksergi12 İSMEK 12. Genel Sergisi" width="500" height="693" /></a></p>
<p>“Dünyanın en büyük el sanatları sergisi” olarak kayıtlara geçen ve artık geleneksel hale gelen Feshane’deki İSMEK Genel Sergileri’nde geçtiğimiz yıl 200 bin İSMEK kursiyerinin binlerce eseri sergilenmiş, yüz binlerce ziyaretçi bu sergiyi görme fırsatı yakalamıştı. 2008 - 2009 eğitim döneminde 6 -14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 12. Genel Sergi’de de 230 bin kursiyerin binlerce çalışması yer alacak.</p>
<p><span id="more-707"></span></p>
<p>Türk- İslam Sanatları, El Sanatları, Müzik Eğitimi, Dil Eğimi, Bilgisayar Eğitimi, Mesleki-Teknik Eğitim, Spor Eğitimi, Sosyal ve Kültürel Eğitimler ana dallarında 2 bine yakın usta öğreticisiyle 123 branşta eğitim sunan İSMEK’in kurs merkezi sayısı 2008-2009 eğitim döneminde 218’ ulaştı. İSMEK geçtiğimiz yıl 201 kurs merkezinde 106 branşta eğitim vermişti.</p>
<p>Kursiyerlerini ilköğretim yaşından sonra kabul eden İSMEK’in 16 yaşından 80 yaşına kadar kursiyeri bulunuyor. Kayıtlar her yıl Eylül ayında yapılıyor, dersler Ekim ayının ilk haftasında başlıyor, Haziran ayında ise eğitim dönemi sona eriyor. Bazı branşlarda ise kurs kayıtları yıl boyunca devam ediyor.</p>
<p><strong>Tarih</strong>: 06-14 Haziran 2009<br />
<strong>Adres</strong>: Feshane Uluslararası Kongre ve Kültür Merkezi, Eyüp-İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/ismek-12-genel-sergisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Oluşum&#8221;  Tezhip Sergisi</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/olusum-tezhip-sergisi.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/olusum-tezhip-sergisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 15:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Ali Paşa Kütüphanesi]]></category>

		<category><![CDATA[Arzu Özyalçın]]></category>

		<category><![CDATA[Asena Armağan]]></category>

		<category><![CDATA[Aslı Kolu]]></category>

		<category><![CDATA[Aynur Can]]></category>

		<category><![CDATA[Birlik Vakfı]]></category>

		<category><![CDATA[Emine Örnek]]></category>

		<category><![CDATA[Fatma Gönüllü]]></category>

		<category><![CDATA[HaberAlemi.net]]></category>

		<category><![CDATA[Hacer Biçer]]></category>

		<category><![CDATA[Hatice Gül]]></category>

		<category><![CDATA[Necla Acar]]></category>

		<category><![CDATA[Nevim Erdem]]></category>

		<category><![CDATA[Şale Köşkü]]></category>

		<category><![CDATA[Seda Gül]]></category>

		<category><![CDATA[Semanur Yurtman]]></category>

		<category><![CDATA[Serap Bostancı]]></category>

		<category><![CDATA[Sevda Kaya]]></category>

		<category><![CDATA[Şeyda Kalkandelen]]></category>

		<category><![CDATA[Şifa Sanat Evi]]></category>

		<category><![CDATA[Şifa Toptaş]]></category>

		<category><![CDATA[Şule Çelik]]></category>

		<category><![CDATA[Zehra İpek]]></category>

		<category><![CDATA[Zeliha Çamur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[




Toptaş ve öğrencilerinin &#8220;Oluşum&#8221; adlı tezhip sergisi 25 Mayısa kadar Çemberlitaş Birlik Vakfı´nda gezilebilecek.
Tezhip sanatçısı Şifa Toptaş, tezhip sanatında günümüzde, arşivlerin açılmasıyla, bu sanatın en parlak dönemini yaşandığı 16. yüzyıl dönemi eserlerinin kalitesinde işler yapılabildiğini söyledi.
Şifa Toptaş&#8217;ın, Birlik Vakfı ve Şifa Sanat Evi&#8217;nden 18 öğrencisiyle hazırladığı &#8220;Oluşum&#8221; adlı tezhip sergisi ziyarete açıldı.
Bu sanatın Türk kültüründe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_702" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.kalemguzeli.net/olusum-tezhip-sergisi.html" target="_self"><img class="size-full wp-image-702" title="Şifa Toptaş" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/05/sifa-toptas.jpg" alt="Şifa Toptaş" width="250" height="190" /></a></dt>
</dl>
</div>
<p>Toptaş ve öğrencilerinin &#8220;Oluşum&#8221; adlı tezhip sergisi <strong>25 Mayıs</strong>a kadar <strong>Çemberlitaş Birlik Vakfı</strong>´nda gezilebilecek.</p>
<p>Tezhip sanatçısı Şifa Toptaş, tezhip sanatında günümüzde, arşivlerin açılmasıyla, bu sanatın en parlak dönemini yaşandığı 16. yüzyıl dönemi eserlerinin kalitesinde işler yapılabildiğini söyledi.</p>
<p>Şifa Toptaş&#8217;ın, Birlik Vakfı ve Şifa Sanat Evi&#8217;nden 18 öğrencisiyle hazırladığı &#8220;Oluşum&#8221; adlı tezhip sergisi ziyarete açıldı.</p>
<p>Bu sanatın Türk kültüründe hep var olan bir sanat olduğunu belirten Toptaş, &#8220;Binlerce yıllık geçmişimizde hep süslemeye yönelik, sadece levhalarda da değil, bazı örtülerimizde ve duvarlarımızda, Uygurlar dönemine kadar bazı örneklerine rastlıyoruz. Şuanda kullandığımız bazı motiflere çok eskilerden beri rastlayabiliyoruz. Zaman geçtikçe, dönemler geliştikçe diğer kültürlerin de katılmasıyla genişleyen bir sanat bu&#8221; diye konuştu.<br />
<span id="more-701"></span><br />
İslamiyet&#8217;in kabulünden sonra bu sanata çok daha fazla özen gösterildiğini, süslenen yazının anlamlı olması sebebiyle desenlerin daha fazla anlam bulduğunu dile getiren Toptaş, tezhip işlerine 13. yüzyıl el yazma kitap örneklerinde de rastlandığını belirtti.</p>
<p>Toptaş, kendisinin tezhip sanatıyla tanışıklığının babasının bu sanata olan sevgisiyle başladığını ifade etti.</p>
<p>Evlerinde de klasik sanatlarla alakalı bütün kitapların bulunduğunu, bunları inceleme şansı olduğunu ifade eden Toptaş, çok küçük yaşlardan beri babasıyla sergilere gittiğini, sanatçılarla tanıştığını, 4. sınıftan itibaren boş zamanlarında bu çizimleri yapmaya çalıştığını anlattı.</p>
<p>Toptaş, Birlik Vakfı&#8217;nda Serap Bostancı&#8217;dan 3-4 yıl ders aldıktan sonra ihtisasını Topkapı Sarayı&#8217;nda Şale Köşkü ve Ali Paşa Kütüphanesi&#8217;nde yaptı.</p>
<p>Sergide Arzu Özyalçın, Aslı Kolu, Asena Armağan, Aynur Can, Emine Örnek, Fatma Gönüllü, Hacer Biçer, Hatice Gül, Necla Acar, Nevim Erdem, Seda Gül, Sevda Kaya, Şeyda Kalkandelen, Şule Çelik, Zehra İpek, Zeliha Çamur ve Semanur Yurtman&#8217;ın çalışmaları yer alıyor.</p>
<p>Serginin en çok dikkat çeken noktası, tezhip&#8217;in oluşum aşamalarını içeren eskizlere yer verilmesiydi. Usta-çırak ilişkisinin öneminin görüldüğü sergide çocukluğundan beri bu sanata emek veren Şifa Toptaş&#8217;ın eserlerine de yer verildi.</p>
<p>Uzun süreli bir çalışmanın ve gerçek bir emeğin ürünü olan eserlerin sunulduğu sergiye bütün sanatseverler davetlidir.</p>
<p><em>Kaynak: HaberAlemi.net</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/olusum-tezhip-sergisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul-Bostancı Yaz Kursları</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/istanbul-bostanci-yaz-kurslari.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/istanbul-bostanci-yaz-kurslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 May 2009 19:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Ahşap Boyama]]></category>

		<category><![CDATA[Bale]]></category>

		<category><![CDATA[Benim Ailem]]></category>

		<category><![CDATA[Bilgisayar İşletmenliği]]></category>

		<category><![CDATA[Bostancı Halk Eğitim]]></category>

		<category><![CDATA[Cam Üfleme]]></category>

		<category><![CDATA[çinicilik]]></category>

		<category><![CDATA[El Nakışı]]></category>

		<category><![CDATA[El Sanatları]]></category>

		<category><![CDATA[Fotoğrafçılık]]></category>

		<category><![CDATA[Halıcılık]]></category>

		<category><![CDATA[Halkla İlişkiler]]></category>

		<category><![CDATA[Hüsnü Hat]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul kurs]]></category>

		<category><![CDATA[kadıköy kurs]]></category>

		<category><![CDATA[Kurdela Nakışı]]></category>

		<category><![CDATA[Kuyumculuk]]></category>

		<category><![CDATA[Latin Dansları]]></category>

		<category><![CDATA[minyatür]]></category>

		<category><![CDATA[Okuma-Yazma]]></category>

		<category><![CDATA[sedef kakma]]></category>

		<category><![CDATA[tezhip]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Halkoyunları]]></category>

		<category><![CDATA[Web Tasarımı]]></category>

		<category><![CDATA[Yağlıboya Resim.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[Düzenlediği kurslarla pek çok genci ve yetişkini meslek sahibi yapan, hobi amaçlı kurslarıyla da birçok kişinin boş zamanlarını değerlendirmesini sağlayan Bostancı Halk Eğitim&#8217;de yaz dönemi için kurs kayıtları başladı. Yaz dönemi kurs kayıtları Bostancı&#8217;daki merkez binada devam ediyor.
Bostancı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından 2008-2009 Eğitim- Öğretim yılında 58 dalda kurs düzenledi ve yeni kurslar açılmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenlediği kurslarla pek çok genci ve yetişkini meslek sahibi yapan, hobi amaçlı kurslarıyla da birçok kişinin boş zamanlarını değerlendirmesini sağlayan Bostancı Halk Eğitim&#8217;de yaz dönemi için kurs kayıtları başladı. Yaz dönemi kurs kayıtları Bostancı&#8217;daki merkez binada devam ediyor.</p>
<p>Bostancı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından 2008-2009 Eğitim- Öğretim yılında 58 dalda kurs düzenledi ve yeni kurslar açılmaya devam ediyor. Şu ana kadar 6 bin 300 kursiyerin mezun olduğu kurslar yeni mezunlar vermeye devam ediyor. Boş zamanlarını değerlendirmek, meslek edinmek ya da yabancı dil öğrenmek isteyenler için Bostancı Halk Eğitim Merkezi birçok dalda daha kurs açmayı planlıyor.<br />
<span id="more-691"></span><br />
<strong>Bostancı Halk Eğitim Merkezi’nde açılan kurslar:</strong> Kuyumculuk, Halkla İlişkiler, El Sanatları, Tezhip, Minyatür, Hüsnü Hat, Çinicilik, Cam Üfleme, El Nakışı, Bale, Latin Dansları, Bilgisayar İşletmenliği, Web Tasarımı, Fotoğrafçılık, Halıcılık, Kurdela Nakışı, Okuma-Yazma, Sedef Kakma, Türk Halkoyunları, Benim Ailem, Ahşap Boyama,Yağlıboya Resim.<br />
<strong><br />
Ayrıntılı bilgi:</strong> 0216 4160707 ve 0216 3612416</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/istanbul-bostanci-yaz-kurslari.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ebru bir derya, henüz sahile çok uzağım</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/ebru-bir-derya-henuz-sahile-cok-uzagim.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/ebru-bir-derya-henuz-sahile-cok-uzagim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 16:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ebru Sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[adam olma sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmet Yüksel Özemre]]></category>

		<category><![CDATA[at kılı]]></category>

		<category><![CDATA[fuad başar]]></category>

		<category><![CDATA[Fuad Başar ebru]]></category>

		<category><![CDATA[Fuad Başar yazı]]></category>

		<category><![CDATA[fuat başar]]></category>

		<category><![CDATA[kitre]]></category>

		<category><![CDATA[küçük ayasofya]]></category>

		<category><![CDATA[rahle-i tedris]]></category>

		<category><![CDATA[süheyl ünver]]></category>

		<category><![CDATA[uğur derman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=694</guid>
		<description><![CDATA[Ebru sanatçısı Fuat Başar’a göre, içinde yaşadığımız toplumun gerginliğini atabilmesi, ruh sükûnetine erebilmesi için sanat ile meşgul olmasında büyük fayda var.
Çok değil, on-on beş yıl önce ‘ebru sanatı yapıyorum’ dediğiniz zaman karşınızdakine etraflı bir tarif yapmanız şarttı. Detaylar bir tarafa, suyun üzerine çizilen desenlerin o muhteşem eserlere nasıl dönüştüğünü anlatmak çok da kolay değildi. Artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-695" style="margin: 2px 8px;" title="Fuat Başar" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/05/fuadbasar.jpg" alt="fuadbasar Ebru bir derya, henüz sahile çok uzağım" width="165" height="113" />Ebru sanatçısı Fuat Başar’a göre, içinde yaşadığımız toplumun gerginliğini atabilmesi, ruh sükûnetine erebilmesi için sanat ile meşgul olmasında büyük fayda var.</p>
<p>Çok değil, on-on beş yıl önce ‘ebru sanatı yapıyorum’ dediğiniz zaman karşınızdakine etraflı bir tarif yapmanız şarttı. Detaylar bir tarafa, suyun üzerine çizilen desenlerin o muhteşem eserlere nasıl dönüştüğünü anlatmak çok da kolay değildi. Artık ebru o kadar yaygınlaştı ki ince işlerine vâkıf olmasak da birçoğumuz bu sanat dalıyla ilgili kaba bilgilere sahibiz. Geçmişten günümüze miras ebru sanatı bir dönem unutulmaya yüz tutsa da şimdilerde sadece Türkiye’de değil, çeşitli ülkelerde de icra ediliyor. Şüphesiz bu sanatın üzerindeki kalın tozları silkeleyip tekrar cana gelmesinde usta isimlerin katkısı büyük.</p>
<p>Ebru sanatının günümüze intikalindeki önemli kişilerden biri Fuat Başar. Mustafa Düzgünman, Hattat Hamid Aytaç gibi ustaların rahle-i tedrisinden geçen Başar, genç yaşta memleketini, tıp eğitimini bırakıp ebrunun büyüsünün peşinden İstanbul’a gelmeseydi, kendini teknenin içine bırakıp bin bir desene yelken açmasaydı, muhakkak Türkiye’de ebru sanatının icrasında bir şeyler eksik kalacaktı. Onun Erzurum’dan İstanbul’a ve hat sanatından ebruya <span id="more-694"></span>seferine daha yakından bakmak istedik. Fuat Hoca, atölyesinin de bulunduğu değişmez mekânı Küçük Ayasofya’da ağırladı bizi. Arka arkaya içilen çayların tadına ebru sohbeti karıştı. Başar’ın ebruyla tanıştığı günlerden günümüze kadar geldik. Hocanın hikâyesine paralel, ebru sanatının tıp alanına kadar uzanan serencamını, farklı ülkelerdeki alakayı ve en temelde de sanatta edebin önemini uzun uzun konuştuk…</p>
<p><strong>KİTRE DAĞDAN, AT KILI ARABACIDAN</strong></p>
<p>Fuat Hoca Erzurum’da dünyaya gelir. Rahmetli pederi sağlık memurudur. Sekiz kardeş arasında en büyüktür Fuat Başar. Büyüdükçe kafasına atom fizikçisi olmayı koyar, çalışmaları hep o yöndedir. Fakat babasının gönlünde oğlunun doktor olması vardır. Üniversite sınavlarında yeterince puan alır istediği bölüme girmek için; fakat şehir dışında okumasına ailesinin maddi gücü yetmemektedir. Bunun üzerine memleketindeki tıp fakültesinde eğitim görmeye hak kazanır. Okulda gayet başarılıdır ve artık doktor olmaya karar vermiştir, ta ki ikinci sınıfta eline hat sanatıyla ilgili bir kitap geçene kadar.</p>
<p>Kitapta gördüğü yazılar Fuat Hoca’yı cezbeder, hemen bir marangoz kalemi bulur kendine ve yazmaya başlar. Bir yandan da ilgi alanını besleyen kitaplar alır okur, sayfalarda gördüğü hat eserlerini taklit eder. Haftalar, aylar geçer fakat bir türlü yazıları istediği gibi olmaz. Erzurum’da kamış kalem de bulmak zordur. O vakitler tanıdığı bir sahaf, Hacı İbrahim Efendi, bir kamış kalem hediye edince dünyalar onun olur. Başar, “Bana Mercedes araba verse o kadar sevinmezdim.” diyor o günleri anarken. Fakat kalemi nasıl açacağını bile soracağı kimse yoktur Erzurum’da. Bu zor şartlar altında 1976’da başlar yazıya. Tek başına işin içinden çıkamayınca Hattat Hamid Bey ve Uğur Derman ile mektuplaşır. Onlardan nasıl çalışması gerektiğine dair tüyolar alır fakat ustayla karşılıklı oturmadan sanat öğrenmek zordur.</p>
<p>Eline geçen kitapta ebrunun nasıl yapıldığı da anlatılır, arka sayfada da örnekler vardır. Bu tariflerden nasıl bu eserler çıkar bir türlü akıl erdiremez Başar. Ansiklopedileri tarar, kitap araştırır ama çabaları nafiledir. 1977’de Uğur Derman’a ait bir ebru kitabıyla karşılaşır. Satın aldığı kitabı eve gelene kadar yürürken okur bitirir. Daha sonra da defalarca okur kitabı. 1977’de kendi ifadesiyle kör topal başlar ebru çalışmaya, boya arada kâğıda yapışınca heyecanlanır, sevinir. Acemilik döneminde az halı batırmayan Başar için en zorlu süreçlerden biri de malzeme bulmaktır. Kitre için dağ bayır dolaşır, fırçayı yapacağı at kuyruğunu temin etmek için at arabacıları tarafından kırbaçla kovalanmayı bile göze aldığı olur. Öd bulmak ise tam bir işkencedir, mezbaha çalışanlarını ikna etmek için akla karayı seçer. İyi kötü boya tuttuğunda danışabileceği kimse yoktur çevresinde. İstanbul’a giden arkadaşlarına sipariş verir, Düzgünman Hoca’nın ebrularından satın alır. Ebrunun karşısına geçip sabahlara kadar incelediği geceler de olur. Fakat işin içinden tek başına bir türlü çıkamayınca, eskilerin de dediği gibi sanatta üveysîlik olmayacağını anlar, baba ocağıyla vedalaşır, tıp fakültesini bırakır ve İstanbul’a yerleşir Fuat Başar.</p>
<p><strong>EN ÖNEMLİSİ ADAM OLMA SANATI</strong></p>
<p>Mustafa Düzgünman kolay kolay öğrenci kabul etmez, sadece sanatın kıymetini bilecek kişilere bilgisini aktarmak ister. Sert hocaya çıkmıştır adı. Fakat daha önce Erzurum’dan gelen heyecan taşan mektuplar, Süheyl Ünver ve Uğur Derman’ın referansı vesilesiyle Fuat Başar’ı öğrenciliğe kabul eder. Aynı dönemde Hattat Hamid Bey’in dersleri de devam etmektedir. Böylece iki değerli üstattan nasiplenme şansı yakalar Başar. Derslere paralel Ahmet Yüksel Özemre gibi kıymetli şahsiyetlerin de katıldığı sohbet ortamlarına iştirak eder. Aklına hocası Düzgünman’ın sık tekrarladığı bir sözünü kazır âdeta: <strong>En büyük sanat, adam olma sanatıdır</strong>. “Hocaların kıymetini vefat ettiklerinde anlıyor insan. Benim dönemimin hocaları bir neslin son halkasıydı, sanki tüm görevleri bu sanatı gençlere aktarmaktı. Şimdiki aklım olsa kapılarının önünden ayrılmazdım.” diyerek iç çekiyor şimdilerde.</p>
<p>Böylece 1980’de Hamit Bey’den, 1981’de de Düzgünman’dan icazet nasip olur Fuat Başar’a. Şimdi o da rahmetli hocaları gibi kendisinden sonra gelen nesillere ebru sanatını öğretiyor. Geçmişteki usta çırak ilişkisinin önemine değiniyor: “Eskiden hoca ile öğrenci arasında gönül bağı olduğuna inanılırdı. İkisinin arasını ancak ölüm ayırırdı. Usta ile öğrenci arasına dedikodu, benlik, hor görme giremezdi. Hoca çırağından bir şey gizlemezdi. Öğrencisine, sen beni geçmek zorundasın diye tembihlerdi.” Fuat Başar bunu Süheyl Ünver’den de bizzat duyar. Bir öğrencisi, ‘Sizin yarınız kadar olsam yeter.’ deyince Ünver kızar, ‘Ne demek sizin yarınız kadar olsam yeter! Sen benim yarım kadar, senin öğrencin senin yarın kadar olursa birkaç nesil sonra bu sanat biter. Beni geçmek zorundasınız.” Bu bilgiler ışığında sanatla meşgul olduğu sürece her daim kendini geliştirmeye çalışır Başar, ona göre sanat içinde vücut bulduğu ülkenin haysiyetidir, bu nedenle sanatçının iyi bir temsili zaruridir.</p>
<p>Fuat Başar’ın artık yedinci kuşak öğrencileri var. Vaktinde hocadan ders alan ama hâlâ Almanya, Kanada, Arap ülkeleri, Japonya gibi dünyanın dört bir tarafında eğitimine devam eden talebeleri… Ebruya en büyük alaka Avrupa ülkeleri, Amerika ve Japonya’dan. Yıllardır eğitim alan öğrencilerin yurtdışında açtığı sergi ve atölyeler de bu merakı artırıyor. Yurtdışında ebru ile ilgili farklı çalışmalar da var, özellikle psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkların tedavisinde ebrunun etkileri üzerinde araştırmalar yapılıyor. Fuat Hoca, çalışmalarda şimdiye kadar olumlu sonuçlar alındığına değiniyor. MS hastalarının ebruyla meşgul oldukça semptomlarının azaldığı hatta durma noktasına geldiği gözlenmiş. Zihinsel özürlüler üzerinde de olumlu sonuçlar elde edilmiş. Başar, yurtiçinde ve yurtdışında birçok öğrencisinin bu konularda çalıştığını anlatıyor.</p>
<p><strong>BİZİ YARADAN’A YAKLAŞTIRIYORSA SANAT SANATTIR</strong></p>
<p>Fuat Başar için ebruya başladığı dönemlerde bu sanat ufak bir göl gibidir, ayağını içine uzatmıştır bu suyun. Fakat yıllar geçip de detaylara vâkıf oldukça kendini bir deryada görür, sahile yakın dolaşmaktadır. Şimdilerde ise bu çok büyük deryanın sahiline çok uzak olduğunu düşünüyor: “Sanatı dünya üzerine yayan Cenab-ı Hak’tır. O’nun yarattığı her şey sınırsız güzellik ve derinliktedir. O’nun yarattıklarının ucu bucağı yoktur. Sanatçı bunu fark ettiğinde aczini de anlıyor ve ben yaptım diyemiyor.”</p>
<p>Sanat her daim gelişmek zorunda Başar’a göre. Yeniliklere karşı değil ama eskiyi ortadan kaldırarak yeni bir şey meydana çıkarmak değil bahsettiği, mevcut olanı geliştirmek. İslam sanatında eserden ziyade eseri ortaya koyan kişinin tekâmülüdür esas. Kişiye kazandıracağı ahlak, edep her şeyin önündedir. Tıpkı Yunus Emre’nin dediği gibi: ‘Vardım irfan meclisine, eyledim ilmi talep, meğer ilim bir hiç imiş, illa edep illa edep.’ Fuat Başar da sanattan önce sanatın edebinin geldiğinin altını çiziyor. Sanatın insana dönük tarafı da burası: “Çok güzellikler yapmışız ama bu bizi Yaradan’dan uzaklaştırıyorsa o iş batıldır. Bizi Yaradan’a yaklaştırdığı sürece sanat sanattır. Sanat ilahî bir şeydir.”</p>
<p>Günümüzün kaotik ortamı, yalnızlaşan insanları için de bir ilaç vazifesi görebilir mi sanat? Fuat Başar, ebruyla uğraşanın kavgayla işinin olmayacağına inanıyor: “Ebru çok sürükleyici bir şey. Onun heyecanı insanı birçok çirkin işten de alıkoyar.” İçinde yaşadığımız toplumun gerginliğini atabilmesi, ruh sükûnetine ulaşabilmesi için sanat ile meşgul olmasında fayda var. Bu sebeple halkın İSMEK ve diğer kurslarda sanata meyletmesinden oldukça memnun Fuat Hoca. Kimi sanatçılar için sanatın bu kadar yaygınlaşması beraberinde yozlaşma, bozulma riskini de artırıyor. Esasında Fuat Başar da bu kaygıları taşıyor. “Yozlaşma riski her zaman var, yaygınlaştıkça da bu ihtimal artar.” diyor.  Fakat yine de binlerce öğrenci arasından cevherlerin çıkacağına da inancı tam: “Devam edenler sanatı nesillere taşıyacaktır, etmeyen de en azından bilgi sahibi olur, fena mı?” Fuat Başar’a göre işin edebi elden giderse o zaman tehlike sinyalleri çalar. Kişi kendini yaptığı eserin tek vücuda getireni gibi gördüğünde sıkıntı başlar. Bu sebeple eğitim veren kurumların öncelikli görevi işin edep ve ahlakını da tekniğiyle beraber aktarmak.</p>
<p>Günümüzde sanatçının kendini eserinin tek yaratıcısı gibi görme ihtimali çok yüksek. Birçok anlayış gibi sanatçının eserine yaklaşımında da Batı’daki tavırları taklit hâlindeyiz. Hâlbuki sanatın psikolojisi Batı’da ve bizde çok farklı. “Kişi kendini sanat tanrısı gibi görmeye başladığında bunun sonu bunalımdır. Batı’da sanatçıların çoğu uyuşturucu almadan eserine başlayamıyor. Bizde tekne açmadan önce boy abdesti alınır, besmele ile açılır, geçmiş pirlerin ruhuna üç İhlâs, bir Fatiha okunur. Batı’da ise cinnet getirerek, çırpınarak ölen sanatçı çok.” diyor Başar. Doğu’da sanatçının çabası kul olma yönündeyken, Batı’da neredeyse kendini Tanrı ilan etme noktasına kadar varıyor.</p>
<p>Başar Küçük Ayasofya’daki mütevazı atölyesinde çalışmalarına yıllardır bu istikamette devam ediyor. Her ne kadar ismini daha çok ebru sanatıyla duysak da onun için hat sanatı öncelikli geliyor. Yine de sanatların da ilmin de ayrısı gayrısı yok ona göre. Hepsi nihayetinde O’na çıkıyor. Belli ki ebru ve hat sanatları Fuat Hoca’nın sadece sohbetlerini değil, tüm hayatını şekillendiriyor. Çocuklarının isminde dahi bunun izini görmek mümkün. Kızı Elif Ebru, Hattat Sami’den ismini alan oğlu Sami, onun büyüğü Mustafa Rakıp, en büyükleri Hamit Aytaç. Ebru gibi suyun üzerine resmedilen bir hayat Fuat Başar’ınki, onu anlayan ve eserlerini taklit eden talebeleriyle, çocuklarıyla çoğalıyor. Onun gibi ustalar vesilesiyle geçmişten günümüze miras kalan sanatlar da nesilden nesile intikal ediyor.</p>
<p><em>Yazar: Tuba Deniz<br />
Kaynak: Aksiyon</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/ebru-bir-derya-henuz-sahile-cok-uzagim.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ateşte açan çiçekler, Sadberk Hanım Müzesi&#8217;nde</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/ateste-acan-cicekler-sadberk-hanim-muzesinde.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/ateste-acan-cicekler-sadberk-hanim-muzesinde.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 May 2009 08:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[bordür]]></category>

		<category><![CDATA[Ehli Hiref']]></category>

		<category><![CDATA[Ehli Hiref=Osmanlı sanat akademisi]]></category>

		<category><![CDATA[iznik çinisi]]></category>

		<category><![CDATA[İznik seramikleri]]></category>

		<category><![CDATA[kupa]]></category>

		<category><![CDATA[maşrapa]]></category>

		<category><![CDATA[Sadberk Hanım Müzesi]]></category>

		<category><![CDATA[seramikler]]></category>

		<category><![CDATA[sırlı çini]]></category>

		<category><![CDATA[Tabak]]></category>

		<category><![CDATA[vazo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=685</guid>
		<description><![CDATA[
Tabak, maşrapa, bordür, kupa, vazo, mercan kırmızısı sırlı çiniler, seramikler, kâseler&#8230; Derin bir üslubun ve ince işçiliğin göz kamaştırdığı bu eserler adı sanı belli olmayan nakkaşların elinden çıkarak senelerce camilerde, türbelerde, medreselerde, saraylarda, köşklerde ve hamamlarda gözü okşadı.
Daha çok İznik atölyelerinde üretilen çiniler, 15. ve 17. yy. arasında en aydınlık zamanlarını yaşadı. Sadberk Hanım Müzesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kalemguzeli.net/ateste-acan-cicekler-sadberk-hanim-muzesinde.html"><img class="size-full wp-image-686 alignright" style="margin-left: 8px; margin-right: 8px;" title="İznik Çinisi" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/05/cini.jpg" alt="İznik Çinisi" width="200" height="160" /></a></p>
<p>Tabak, maşrapa, bordür, kupa, vazo, mercan kırmızısı sırlı çiniler, seramikler, kâseler&#8230; Derin bir üslubun ve ince işçiliğin göz kamaştırdığı bu eserler adı sanı belli olmayan nakkaşların elinden çıkarak senelerce camilerde, türbelerde, medreselerde, saraylarda, köşklerde ve hamamlarda gözü okşadı.</p>
<p>Daha çok İznik atölyelerinde üretilen çiniler, 15. ve 17. yy. arasında en aydınlık zamanlarını yaşadı. Sadberk Hanım Müzesi, 330 parçalık &#8216;Ateşin Oyunu&#8217; başlıklı bir İznik çini sergisine ev sahipliği yapıyor. Müzenin ve Ömer M. Koç&#8217;un koleksiyonunda yer alan eserlerden oluşan sergi, erken Osmanlı dönemi İznik çini ve seramik örnekleri ile başlayıp 17. yüzyılda sona eriyor. İlk kez toplu halde sunulan bu eserlerin büyük çoğunluğunu duvar çinileri, seramik tabaklar ve kaplar oluşturuyor. Sergiyi gezerken İznikli ustaların hayal dünyasının genişliği hemen cezbediyor.<br />
<span id="more-685"></span><br />
İznik kenti, 15. ve 17. yüzyıllar arasında Osmanlı&#8217;nın mimari yapılarının süslemesi için kullanılan çinilerin ve seramik kapların üretildiği önemli bir merkezdi. Hamur hazırlayanından sırça çekenine, nakış yapanından fırına yerleştirenine kadar çeşitli kollarda çalışan ustalardan elbirliğiyle ortaya çıkan bu incelikli eserler, yüzyıllar boyunca büyük beğeniyle karşılandı. Çini sanatının gelişiminde sarayın sanata olan ilgisi ve Mimar Sinan&#8217;ın etkisi oldukça önemli. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın hüküm sürdüğü 16. yüzyılın ikinci yarısı üslup ve teknik bakımından çini sanatının en ihtişamlı dönemiydi. 1648&#8242;de İznik&#8217;i ziyaret eden Evliya Çelebi ise kendi yaşadığı yüzyılın başında birkaç yüz atölye olduğu halde, yalnızca dokuz atölyenin kaldığını söyler. Minber külahlarında, pencere ve kapı alınlıklarında, fil ve payanda ayaklarında, şerefe altındaki dolgularda mangan moru, zeytin yeşili, lavanta mavisi, firuze, eflatun ve mercan kırmızısıyla bezenmiş rengarenk İznik çinilerinin üretimi ise ne yazık ki 17. yy. sonunda biter.</p>
<p>Osmanlı&#8217;nın sanat akademisi Ehli Hiref&#8217;teki nakkaşların hazırladığı desenler, çinilere işlenirken çiçek açmış meyve ağaçları, hatayi, rumi motiflerin yanı sıra şakayıklar ve krizantemler doğanın mest eden coşkusunu kalıcı kılmış. Firuze zemin üzerinde beyaz bulutlar, bahar açmış dallar ve bunların diplerinden çıkan laleler ve daha nice İznik çinisini Sadberk Hanım Müzesi&#8217;nde görmek için uzunca bir vaktiniz var, <strong>son gün 11 Ekim</strong>.</p>
<p><em>Kaynak: Zaman Gazetesi<br />
Yazar: Musa İğrek</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/ateste-acan-cicekler-sadberk-hanim-muzesinde.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hattattan kolay okunabilir Kur&#8217;an-ı Kerim</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/hattattan-kolay-okunabilir-kuran-i-kerim.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/hattattan-kolay-okunabilir-kuran-i-kerim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 11:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Hattat Mehmet Arif Vural]]></category>

		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>

		<category><![CDATA[Nesih hattı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Hattat Mehmet Arif Vural, tamamen geleneksel yöntemlerle ve kolay okunabilir özellikte Kur&#8217;an-ı Kerim yazdı.
Güngören Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, hattat Vural okunuşundaki kolaylık nedeniyle son dönemlerde tercih edilen bilgisayar dizgili Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e rakip olarak kolay okunabilir el yazması eserini 3 yıllık çalışma sonucu hazırladı.
El yazması eser, Güngören Kültür Merkezi&#8217;nde sayfalar halinde sergileniyor. &#8221;Nesih hattı&#8221;yla yazılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hattat Mehmet Arif Vural, tamamen geleneksel yöntemlerle ve kolay okunabilir özellikte Kur&#8217;an-ı Kerim yazdı.</p>
<p>Güngören Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, hattat Vural okunuşundaki kolaylık nedeniyle son dönemlerde tercih edilen bilgisayar dizgili Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;e rakip olarak kolay okunabilir el yazması eserini 3 yıllık çalışma sonucu hazırladı.</p>
<p>El yazması eser, Güngören Kültür Merkezi&#8217;nde sayfalar halinde sergileniyor. &#8221;Nesih hattı&#8221;yla yazılan eser, tezhip ve ciltleme hazırlıklarından sonra baskıya verilecek. Eser, el yazması ve kolay okunabilmesinin yanı sıra geleneksel çizgileri de barındırıyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Mehmet Arif Vural, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in bilgisayar programıyla oluşturulması yönteminin giderek yaygınlaştığını, bu durumun yüzlerce yıllık geleneğe sahip hat sanatına ciddi darbe vurduğunu belirtti.<br />
<span id="more-679"></span><br />
Amacının Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in yazımında yeniden sanata yönelişi sağlamak ve okunabilirliği kolaylaştırmak olduğunu kaydeden Vural, hat sanatının, Kur&#8217;an&#8217;ın bilgisayarla yazılımı yüzünden kenara atılamayacağını dile getirdi.</p>
<p>Mehmet Arif Vural, eserinin hem geçmiş dönemdeki hat yazmalarına göre daha açık ve okunabilir olduğunu, hem de bilgisayar dizgisindeki rahatlığı aratmayan ve aynı zamanda sanatsal değerlerden de ödün vermeyen bir üslup taşıdığını ifade etti.</p>
<p><em>Kaynak:Zaman</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/hattattan-kolay-okunabilir-kuran-i-kerim.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>“Renklerin Sudaki Dansı” Ebru Sergisi</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/%e2%80%9crenklerin-sudaki-dansi%e2%80%9d-ebru-sergisi.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/%e2%80%9crenklerin-sudaki-dansi%e2%80%9d-ebru-sergisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 19:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[antalya ebru sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Muratpaşa Belediyesi]]></category>

		<category><![CDATA[Ünal Erdinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=681</guid>
		<description><![CDATA[Anneler Günü nedeniyle Muratpaşa Belediyesi Fuayesi’nde ebru sergisi açıldı. Serginin açılışnı yapan Başkan Evcilmen, ebru çalışması yapmayı da ihmal etti.
Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin çeşitli bölümlerinde öğretim gören öğrenciler tarafından Anneler Günü nedeniyle bir ebru sergisi açıldı. Muratpaşa Belediyesi Fuayesi’nde açılan ve “Renklerin Sudaki Dansı” ismini taşıyan ebru sergisinde 80 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anneler Günü nedeniyle Muratpaşa Belediyesi Fuayesi’nde ebru sergisi açıldı. Serginin açılışnı yapan Başkan Evcilmen, ebru çalışması yapmayı da ihmal etti.</p>
<p>Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin çeşitli bölümlerinde öğretim gören öğrenciler tarafından Anneler Günü nedeniyle bir ebru sergisi açıldı. Muratpaşa Belediyesi Fuayesi’nde açılan ve “Renklerin Sudaki Dansı” ismini taşıyan ebru sergisinde 80 eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Serginin açılış kurdelasını, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tezhip Anasanat Dalı Başkanı Öğretim Görevlisi Ünal Erdinç ve öğrenciler birlikte yaptı.<br />
<span id="more-681"></span><br />
Tüm Annelerin Anneler Günü’nü kutladığını belirten Başkan Evcilmen, sergiyi gezerek eserler hakkında bilgi aldı. Sergi esnasında Başkan Evcilmen, uygulamalı olarak ebru yapmayı da ihmal etti. Öğretim Görevlisi Ünal Erdinç gözetiminde ebru çalışması yapan Başkan Evcilmen’in eseri, sergiye katılanlar tarafından çok beğenildi. Anneler Günü sergisi 11 Mayıs Pazartesi gününe kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.</p>
<p><strong>Tarih</strong>: 9-11 Mayıs 2009<br />
<strong>Yer</strong>: Muratpaşa Belediyesi Fuayesi - Antalya</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/%e2%80%9crenklerin-sudaki-dansi%e2%80%9d-ebru-sergisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hüsn-ü Hat Sergisi</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/husn-i-hat-sergisi.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/husn-i-hat-sergisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 16:28:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Arzu Yasan]]></category>

		<category><![CDATA[Ayfer Güney]]></category>

		<category><![CDATA[Betül Satın]]></category>

		<category><![CDATA[Ebru Ertural]]></category>

		<category><![CDATA[Fatma Çalıçukur]]></category>

		<category><![CDATA[Güner Kurşun]]></category>

		<category><![CDATA[Hilal Küpeli]]></category>

		<category><![CDATA[Kadriye Şahin]]></category>

		<category><![CDATA[Münevver Bozkurt]]></category>

		<category><![CDATA[Rabia Akçagüney]]></category>

		<category><![CDATA[Sema Aydoğan]]></category>

		<category><![CDATA[Sibel Erde]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Gençlik Vakfı]]></category>

		<category><![CDATA[Türk Gençlik Vakfı Hün-i Hat Sergisi]]></category>

		<category><![CDATA[Zehra Dinçer]]></category>

		<category><![CDATA[Zeliha Bilgener]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[
Türk Gençlik Vakfı Hüsn-i Hat Sergisi

Hün-i Hat Hocası: Zehra Dinçer
Öğrencileri: Arzu Yasan, Ayfer Güney, Betül Satın, Ebru Ertural, Fatma Çalıçukur, Güner Kurşun, Hilal Küpeli, Kadriye Şahin, Münevver Bozkurt, Rabia Akçagüney, Sema Aydoğan, Sibel Erde, Zeliha Bilgener
Tarih: 3-10 Mayıs 2009
Adres: Altunizade Kültür Merkezi, Barbaros Mh. Sırma Perde Sk. No:23  Üsküdar-İstanbul
Tel: 0216 531 30 00
http://www.turkgenclikvakfi.org/
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kalemguzeli.net/husn-i-hat-sergisi.html" target="_self"><img class="size-full wp-image-672 alignnone" title="Zehra Dinçer" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/05/zehradincer.jpg" alt="zehradincer Hüsn ü Hat Sergisi" width="432" height="565" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Türk Gençlik Vakfı Hüsn-i Hat Sergisi</strong></p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-671"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hün-i Hat Hocası: </strong>Zehra Dinçer<br />
<strong>Öğrencileri: </strong>Arzu Yasan, Ayfer Güney, Betül Satın, Ebru Ertural, Fatma Çalıçukur, Güner Kurşun, Hilal Küpeli, Kadriye Şahin, Münevver Bozkurt, Rabia Akçagüney, Sema Aydoğan, Sibel Erde, Zeliha Bilgener</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Tarih: </strong>3-10 Mayıs 2009<br />
<strong>Adres:</strong> Altunizade Kültür Merkezi, Barbaros Mh. Sırma Perde Sk. No:23  Üsküdar-İstanbul<br />
<strong>Tel:</strong> 0216 531 30 00<br />
http://www.turkgenclikvakfi.org/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/husn-i-hat-sergisi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Selma Akcan Hat Sergisi</title>
		<link>http://www.kalemguzeli.net/selma-akcan-hat-sergisi-2.html</link>
		<comments>http://www.kalemguzeli.net/selma-akcan-hat-sergisi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 11:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KalemGuzeli</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[selma akcan]]></category>

		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kalemguzeli.net/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[
Yer: Altunizade Kültür Merkezi (Barbaros Mah. Sırmaperde Sk. No:39 Capitol Arkası Altunizade/İstanbul)
Tarihler: 13-19 Nisan 2009
Sergi Saatleri: 10:00 - 22:00
Tel: (0216) 474 24 78
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-667 aligncenter" title="Selma Akcan Hat Sergisi" src="http://www.kalemguzeli.net/wp-content/2009/04/selmakcansergi.jpg" alt="selmakcansergi Selma Akcan Hat Sergisi" width="403" height="392" /></p>
<p><strong>Yer</strong>: Altunizade Kültür Merkezi (Barbaros Mah. Sırmaperde Sk. No:39 Capitol Arkası Altunizade/İstanbul)<br />
<strong>Tarihler</strong>: 13-19 Nisan 2009<br />
<strong>Sergi Saatleri</strong>: 10:00 - 22:00<br />
<strong>Tel</strong>: (0216) 474 24 78</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kalemguzeli.net/selma-akcan-hat-sergisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
