Kalem Güzeli

Türk-İslam Sanatları

'Tezhip Sanatı' kategorisi için arşiv

İlhan Özkeçeci - Biyografi

Lisans/Yüksek Lisans: 1973 - 1980 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Dekoratif Sanatlar Bölümü
Sanatta Yeterlik: 1991 Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tezhip - Süsleme Anasanat Dalı
1974 – 1979 Hattat Kemal Batanay`dan Rik`a hattı sanatı ve klâsik Türk müziği ve tanbur meşki müzehhipler Rikkat Kunt, Muhsin Demironat ve Tahsin Aykutalp`ten tezhip dersleri
1975 – 1997 Hattat [...]

Yazının Tamamını Oku »

Münevver Üçer

Günümüzde Türk Tezhib sanatının geldiği noktada, eğitimci ve uygulamacı olarak değerli eserler vermekte olan Dr. Münevver Üçer Kadıköy Kız Koleji’nden mezun olduktan sonra, 1982 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’ne girdi. 1988 yılında bitirdiği üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans programına girmiş “Rumî” teziyle mezun olmuştur. 1990 yılında Mimar Sinan [...]

Yazının Tamamını Oku »

Fermân ve Beratlarda Tezyînât

Fermân ve beratların tezyînâtı, dönemlerinin nakış üslubunu yansıtması, tezhîb sanatını günümüze taşıması ve yüzyıllara göre üsluplardaki değişim ve yenilikleri göstermesi bakımından büyük önem taşır. Bir fermânda, tezyîn edilen kısımlar, şöyle sıralanır.
1. Tuğra: İlk zamanlarda siyah mürekkeple çekilen tuğra, Fatih döneminde altın mürekkeple çekilmeye başlanmış ve II. Beyazıt döneminde, beyzeleri tezyîn edilmiştir. Bu tezyînâtta sıvama altın [...]

Yazının Tamamını Oku »

Selimiye Camii’ndeki Bezemeler

Mimar Sinan’ın yapılarında tasarıma egemen olan akılcılığın bezemeyi baskı altında tuttuğu söylenebilir. Muhtemelen, Sinan’a özgü bezeme şemaları yoktur. Dönemin bütün camilerinde ortak bir bezeme dili ve her tür yapıda örneklerini görebileceğimiz malzeme ve teknikler kullanılmıştır.
Selimiye’de İç yüzey bezemeleri zemin kat pencereleri seviyesinde çini, onun üzerinde kalem işi bezemelerdir. Galeri döşemeleri altında alçı bezeme vardır. Caminin [...]

Yazının Tamamını Oku »

Hiç eskimedi ki yenilensin!

Hat, ebru, tezhip ve minyatür… Geleneği olan sanatlarımız için en ürkütücü kelime yenilik. Reformla eş tutulduğunda tepki toplayan bu kavram, asırlardır süregelen yolculuğun devamını sağladığında onaylanıyor. Herkesin korkusu, yeniliğin yozlaşmayla karıştırılması.
Nakkaş Levnî sarayın gözde minyatürcüsü. Bugün saygıdeğer; ama mümkünse taklidinden sakınılması gereken bir usta. Levnî’yi daha ne kadar kopya edeceğiz? 18. yüzyılda dolaşmaktan sıkılmadık mı? [...]

Yazının Tamamını Oku »

« Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa »