Kalem Güzeli

Türk-İslam Sanatları

'cami' ile ilgili yazılar

Akustikte Zirve: Camiler

İşyerinden arkadaşlarla yeni yapılmış bir camiye, cuma namazı için gitmiştik. Bütün camilere olduğu gibi, buraya da elektronik ses sistemleri yerleştirilmişti. Cuma namazının farzının son rekâtında tiz bir ses, beynimizi matkap gibi oymaya başladı. İmam, selâm verene kadar cemaat bu dehşetli sese katlanmak mecburiyetinde kalmıştı. Cemaatin huzuru, caminin ses sisteminden kaynaklanan yüksek gürültü sebebiyle bozulmuştu. Yeni [...]

Yazının Tamamını Oku »

Mimarinin Mühendislikle Muhteşem Buluşması Süleymaniye Camii

İnşaat mühendisliği ve mimarlık, ortak yanları olsa da, aralarında derin farklılıklar bulunan, birbirleriyle teşrik-i mesaiye mecbur iki farklı meslektir. Mühendislikle mimarlığın tatlı ve faydalı bir beraberliği vardır. Mimarî özelliklerin statik kurallara uyması gerekir. Bazen de, yapının göreceği fonksiyonun bir gereği olarak, mühendislikten zor problemleri halletmesi, yapım tekniğinde, malzeme ve dizaynda yeni açılımlar yaparak, mimarın istediği [...]

Yazının Tamamını Oku »

İstanbul’daki Çeşme Yeleri ve Yapılış Tarihleri

Parantez içindeki R harfleri çeşmenin aktığını, Z harfleri çeşmenin akmadığını göstermektedir. Verilen ilk sayı çeşmenin yapılış tarihini Hicri olarak, parantez içinde verilen ikinci sayı da Miladi olarak göstermektedir.
Ahırkapı sahilinde Sinanpaşa köşkü harabesi altındaki çeşme…..(Z) 998 (1589)
Ahırkapı Odun iskelesindeki çeşme …..(Z) 1340 (1921)
Ahırkapı feneri ile Sinanpaşa köşkü harebesi arkasındaki çeşme..(Z) 1006 (1597)
Ahırkapı, İshakpaşa camii yakınındaki yeni [...]

Yazının Tamamını Oku »

Mimar Sinan’ın Eserleri - Works of Mimar Sinan

Camiler
Medreseler
Kervansaraylar
Saraylar
Dârülkurrâlar
Türbeler
İmâretler
Köprüler
Dârüşşifâlar
Hamamlar
Mahzenler
Su Yolları ve Kemerleri
Eserler toplamı: 365

Yazının Tamamını Oku »

İstanbul işgal edilmedi, inşa edildi

1955′te Münich’te toplanan Byzantinistler kongresinin açılış oturumunda, Alman Kardinal, “Hagia Sophia’nın kubbesinde Bizans’ın yıldızı parlamaktadır ve ebediyyen parlayacaktır”, dediği zaman salonda dakikalarca süren çılgın bir alkış koptu; ama yıldızlı kubbenin nasıl olup da beş yüz yıl orada kaldığını kimse sormadı.
Osmanlılar bir Haçlı ordusunun, 1204′te olduğu gibi, donanmalarıyla gelip şehri işgal edeceği kaygısı içinde idiler. Böyle [...]

Yazının Tamamını Oku »

Sonraki Sayfa »